HERSEY BURDA

HERSEYİ BULABİLDECEĞİN TEK ADRES
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» free slot machines win cash
Çarş. Ağus. 03, 2011 3:57 am tarafından Misafir

» watch naruto hentai watch naruto hentai free
Çarş. Ağus. 03, 2011 3:52 am tarafından Misafir

» major fish oil
Salı Ağus. 02, 2011 10:26 pm tarafından Misafir

» hentai about hentai academy
Salı Ağus. 02, 2011 10:10 am tarafından Misafir

» гинекология ответы
Ptsi Ağus. 01, 2011 9:18 am tarafından Misafir

» x-Hack hack you
Ptsi Ağus. 01, 2011 8:00 am tarafından Misafir

» When the first Whirlpool Duet album was released in December 2001
Ptsi Ağus. 01, 2011 3:05 am tarafından Misafir

» women at work hentai online women at work hentai stream
Ptsi Ağus. 01, 2011 2:56 am tarafından Misafir

» facebook likes xb
Paz Tem. 31, 2011 9:22 am tarafından Misafir

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
HABERLER
Fikri Türkel köşe yazıları

Paylaş | 
 

 BAHÇEDE BARIM KALDI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 3361
KULLANICI PUANLARI : 9918
Kayıt tarihi : 16/05/10

MesajKonu: BAHÇEDE BARIM KALDI   Salı Haz. 15, 2010 3:38 pm

BAHÇEDE BARIM KALDI

Bahçede barım kaldı Bizim bayram ne zaman
Hayvada narım kaldı Elli gün kaldı heman
Ana bacı el atın Elli gün gelsin geçsin
Hurcunum yarım kaldı Sevinir uşak çoban

Elli günü say otur Dildökümü bin olsun
Karmala kuzu getir Veren evler şen olsun
Kentin ağa bacısı Sevindirin bizleri
Bizlere azık getir Gününüz ağ gün olsun

Veren eller sağ olsun
Damağınız çağ olsun
Sayacıyı sayanın
Oğlu kızı çoğ olsun [107]
(bar : meyve, hurc : heybe, karmalamak : elle kavrayıp kaldırmak, dildökümü : "Kuzu ayı" denilen Mart, damak : keyf, lezzet, huzur, çağ : sevinç, neş'e)

ç. Oturak Türküleri
Anadolu’da halk dayanışma, yardımlaşma, kaynaşma ve dostluk kurup pekiştirmek amacıyla zaman zaman bir araya gelirler. Bu ekseriya ekim ayından bahara kadar icra edilir. Toplantılara, muhtelif yörelere göre farklı isimler verilir. Sözgelişi; Çankırı, Gerede’de sohbet, fırıttım, Safranbolu, Bartın, Kütahya, Kastamonu, Bolu ve Konya’da muhabbet, gezek, sıra, perde, arfane, birikme, oturak, Van’da oturmak, Ankara’da cümbüş, Antalya ve Isparta’da kef, keyif, Balıkesir Edremit’te oda teşkilatı, Dursunbey’de barana / sohbet sözleri verilen adlardan bazılarıdır.[108] Barana /Oturak toplantısına gelecek olanda sağlam kişilik aranır. Söz ve yaşayışıyla toplumda kendisine yer etmiş kişiler bu toplantıda sık sık bir araya gelerek sohbet eder, oyunlar oynar, türküler söylerler.
Aşağıya kaydettiğimiz Sohbet Övme Türküsü söylenen türkülerden biridir. Bu türkü ile sohbete son verilir ve bir sonraki sohbetin kimin evinde kalacağı tayin edilir.
SOHBET ÖVME TÜRKÜSÜ
Uzunçarşı baştan başa Eşeğim gelir odundun
Keklik seker taştan taşa Yemeğin yenmez tadından
Geçmiş olsun (...) Paşa Yahnisi koyun budundan
Sevdiğim bir o sardığım bir o Bağlantı
Olacak sohbet senindir
Senindir gerçek senindir

Papuçların muştası Kızıl üzüm turşusu
Karşısındadır ustası Yüzüne vurmuş ekşisi
Bunlar saraylı hastası (...) Bey’in has komşusu
Bağlantı Bağlantı

Koyun gelir kuzu ile Uzunçarşı baştan başa
Ayağının tozu ile Keklik seker taştan taşa
On beş ahbap sözü ile Kadem ola (...) Paşa
Bağlantı Bağlantı[109]

5. Askerlik Türküleri
Askere yolcu etme, sıladakilerin gözleri yolda asker beklemeleri, askerlerin tezkereyi iple çekmeleri, seferberlik türküleri, asere gidip gelmeyen yiğitler için söylenmiş türküler bu çerçevede ele alınabilir.
ASKER YOLU BEKLERİM
Asker yolu beklerim
Günü güne eklerim
Sen git yarim talime de
Ben burayı beklerim
Mendilimde gül oya
Gülmedim doya doya
Asker yolu beklerim de
Günleri saya saya

Pilav bişirdim yavan (da) Sucu sucu suyunan
Üstüne kıydım soğan Soğan acısıyınan
Yatağına uzanmış (da) Küsüdüm de barıştım
Uyan askerim uyan Yarin bacısıyınan
Bağlantı Bağlantı[110]
ASKER UĞURLAMA TÜRKÜSÜ
Asker bayrağını kuma dikmişler Bizim bayrağımız kanlı yazılı
Küçücük yarimi asker etmişler Üzerinde ay yıldızı dizili
Almışlar gitmişler bilmem n’etmişler Askere gidenler körpe kuzulu
Güle güle hasret benden yar sana Güle güle hasret benden yar sana

Kapıda bağlıdır kınalı koçum Yaptıralım kahveleri hanları
İzine gelirsen yar senin için Kaldıralım kasaveti gamları
Sinemde saklıdır verdiğin saçın Dolanır da yar sılaya gelirse
Güle güle hasret benden yar sana Kestiririm çifte kurbanları [111]

BİR MEKTUP YAZDIM
Bir mektup yazdım da posta almadı Tel çekmiştim giden ayın üçüne
Cevap beklemeye sabrım kalmadı Cevap gelmez korku düştü içime
Firar edecektim param kalmadı Karıştır çantayı bir bak içine
Sevdiğimden mektup var mı postacı Sevdiğimden mektup var mı postacı

Trenin yolları demir değil mi Ömrümün kervanı tünele daldı
Askere verilen emir değil mi Sandım ki gönlümün gülleri soldu
Çileye katlanmak ömür değil mi En fazla yarimi göresim geldi
Sevdiğimden haber var mı pastacı Sevdiğimden haber var mı postacı [112]

6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler
ÇİĞ KÖFTE
Çiğ köfteler ne acı Çiğ köfte dama kaçtı
Ayran bunun ilacı Ayran peşine düştü
Çok yoğur gelin bacı Çok yedim karnım şişti
İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte

Çiğ köfteyi yoğuran Çiğ kögtenin bulguru
Yemez bunu doyuran Boğazdan geçmez kuru
Bol ayran taze soğan Bacım ayranın duru
İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte

Servi kavak uzun uzun
Yaprakları düzüm düzüm
Ev sahibi ik gözüm
İlle canım çiğ köfte [113]

7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler
HOROZ
Horoz değil katır idi Horoz değil kuzu idi
Dağdan odun getirirdi Mahallenin kızı idi
Her işleri bitirirdi Bir köylünün sözü idi
Kuşum civcivi cak oldu Bağlantı
Çil horozum yok oldu

Tekkesi var elim gibi Kırk tavuğun kocasıydı
Kanadı var kilim gibi Piliçlerin babasıydı
Ayağı var belim gibi Mahallenin hocasıydı
Bağlantı Bağlantı

Sabahtan erken kalkardı Horozumu şaşırdılar
Kuyruğu dala dikerdi Odamdan dama aşırdılar
Yedi köye hükmederdi Suyuna bulgur pişirdiler
Bağlantı Bağlantı

Horoz değil deve idi Çimenlerde yayılırdı
Ön dişleri geve idi Tilki görünce bayılırdı
Yedi tavuğu sever idi Çok ünlüydü sayılırdı
Bağlantı Bağlantı

Bu horoz değil de arslan Çil horozum yağlı idi
Su içerdi altın tastan Şam dalında bağlı idi
Yeni ayrıldındı dosttan Çil horozun oğlu idi
Bağlantı Bağlantı [114]

PİŞİGE VURDUM TAŞINAN
Pisige vurdum taşınan
Gözleri doldu yaşınan
Kebabı yuttu şişinen
Ev harabın pişiği
Tezharabın pişiği
Pisik de değil kendisi
Ay havar havar havar
Onların kastı bende var
Hastayım vay başım döner

Pisiğin gözleri ala Pisigin gözleri sarı
Başına yığmış beş bela Kavurmayı etmiş yarı
Beşinden de bir kala Pastırmaya degme bari
Bağlantı Bağlantı[115]

(pisig / pişig : kedi)


SIÇAN TÜRKÜSÜ

Bizim sıçan rafta gezer Bizim sıçan takır tukur
Pissiğin bağrını ezer Sanırsın bir nallı katır
Bulgura karanfil dizer Fakat bilmez gönül hatır
Hatırl’olmuş bizim sıçan Hatırl’olmuş bizim sıçan

Bizim sıçan evlenici
Parası çok hak verici
Dükkânlardan un alıcı
Çalgıc’olmuş bizim sıçan[116]

8. Olay Türküleri

Türkülerin pekçoğu herhangi bir olay sonrası ortaya çıkmıştır. Gurbet, hasret, ölüm, öldürme, felâketler, sevinçler vs gibi çeşitli olayların her biri, bir türküye konu olmuştur. Sayısız örnekleri olan olaya bağlı türküler, şayet hikâyesi biliniyorsa, insanlar üzerinde daha fazla etki bırakırlar.

YÜKSEK YÜKSEK TEPELERE

Malkara köylerinden olan Zeynep, uzak bir köyden olan Ali isminde bir delikanlıya verilir. Zeynep, yedi yıl baba evine hasret kalır. Yüksek bir tepeye çıkıp içinin acısıyla derdini dile getirir ve şunları söyler:
Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

Babamın bir atı olsa binse de gelse
Annemin yelkeni olsa açsa da gelse
Kardeşlerim yollarımı bilse de gelse

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

Zeynep yataklara düşer. Baba evine haber gönderilir. Anası-babası altı günlük yolculuktan sonra kızlarının yanına ancak gelebilirler. Ne çare ki, kızları ölüm döşeğindedir. Zeynep, anası babasıyla hasretini giderdikten sonra, son nefesi verir.[117]

9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler

ÇİĞDEM DER Kİ BEN ELÂYIM

Çiğdem der ki ben elâyım Nevruz der ki ben nazlıyım
Yiğit başına belâyım Sarp kayalarda gizliyim
Hepisinden ben alâyım Mavi donlu gök gözlüyüm
Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı
Al baharlı mavi dağlar Bağlantı
Yarim gurbet elda ağlar

Lale der ki hey hey tanrı Sümbül der ki boynum uzun
Benim boynum neden eğri Yapraklarım düzüm düzüm
Yardan ayrı düştüm gayrı Beni ak gerdana dizin
Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı
Al baharlı mavi dağlar Bağlantı[118]
Yarim gurbet elda ağlar

Bu türkünün bir varyantı da şu şekildedir:

Lale der ki ben laleyim Yasemin der boynum uzun
Kanadım altı karayım Çiçeklere yoktur sözüm
Cümle çiçekten alâyım Kibarlardır iki gözüm
Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler

Nergis der ki ben nazlıyım Çiğdem der ki ben alâyım
Sarp kayalarda gizliyim Yiğit başına belâyım
Mavi donlu gök gözlüyüm Hepisinden ben alâyım
Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler

Menevşe der hey hey tanrı Beyaz gül der ben beyazım
Benim niye boynum eğri Gece gündüzden ayazım
Yardan ayrı düştüm gayrı Cümle çiçeklerden azam
Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler

Pembe gül der ben güzelim Reyhan eydür sözüm haktır
Yanakta bade süzerim Cümle çiçekler ahmaktır
Kibar ellerde gezerim Hepimiz de bir topraktır
Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler [119]

MADIMAK
Madımak bitti m’ola Madımağın alları
Yolları tuttu m’ola Tuttu m’ola yolları
Ela gözlü nazlı yar Hiç aklımdan çıkmıyor
Beni unuttu m’ola Yarin tatlı dilleri
Ah madımak madımak Bağlanatı
Yar madımak madımak
Dön de bir yol beri bak

Madımak kurutmadım Madımak biter oldu
Yar seni unutmadım Yolları tutar oldu
Hatırını saydım da Kömür gözlü sevdiğim
Üstüne yar tutmadım Gözümde tüter oldu
Bağlantı Bağlantı[120]

10. Satıcı Türküleri
KİLCİ TÜRKÜSÜ
Saçın temizliği ve bakımı için kullanılan killer, Anadolu’da yeşil veya kırmızı renkte kil satılırdı. Kilciler, eşeklerine yükledikleri killeri mahallelerde, bilhassa kadın hamamları önlerinde, türküler söyleyerek killerini daha kolay satma imkânı bulurdu.
KİLCİ TÜRKÜSÜ

Hamamın kapısı keçeli Hamamın kapısı tahta
Hamamcı yüzü peçeli Yüzüğümüz kaldı tasta
Kilci oğlan gel içeri Kilcinin eşeği hasta

Kil isteyen hanımlar Bağlantı
Kil alan var mı

Eşeğimin boynu çanlı Eşeğimin burnu huzzem
Dört ayağı gümüş nallı Gel oğlan yanıma uzan
Hamamcı pek fakir hallı (Şimdi) gelir aramızı bozan

Bağlantı Bağlantı

Kimi zaman kilci ile kadınlar birbirlerine karşılık verirler.
Kadınlar: Kilci:
Kilci emmi gel buraya Eşeğim varmaz oraya
Bir batmanı kaç liraya Bir oraya bir buraya
Düşman girmesin araya Üç batmanı beş paraya
Bağlantı Bağlantı
Kilci emmi işte hamam Ben bir fakir kilci oğlan
Tasım tarağım tamam Hamamcıya denk olamam
Gitme sensiz duramam Sonra ne der annen baban

Bağlantı Bağlantı[121]

11. Ekin Türküleri
Divriği’de Ekin yolan / biçen kişilerin daha iyi çalişmasi için güzel sesli olanlar tarafindan söylenen türkülerdir. Karşilik olarak söylenen bu türkülere “çifte” denir.
Ağarmış arpası fiği kurumuş
Benim yarim dere dere yorulmuş
Ey yar benim gönlüm sana vurulmuş
Gel otur yanıma yar n’olur n’olur

Akşam olup gölge köye dönünce
Saçinin ucuna belik örünce
Ekin bitip irgat köye dönünce
Biraz da dertleşek yar n’olur n’olur

Su yolunda ben o yare kavuştum
Yar aşagi ben yukari savuştum
Kaç gündür küsülüyüm o yar ile
Öptüm yanagindan yine bariştim [122]

12. Ramazan Davulcusu Türküleri
BESMELEYLE ÇIKTIM YOLA
Besmeleyle çiktim yola Yagmur yagar dolu dolu
Selâm verdim saga sola Uzaktir Kabe’nin yolu
İki gözüm Hasan Efendi Bu aylarda oruç tutan
Ramazan şerifleriniz mübarek ola Allah’ın sevgili kulu

Evlerinin önü iğde Davuluma vurdum turayı
İğdenin dalları yerde Dolandım geldim burayı
Ratip Efendi’yi sorarsan İki gözüm Tahir Efendi
mavi boyalı yeni evde Bugün bırakmam bu sırayı [123]

13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler
HEKİMOĞLU
Hekimoğlu derler benim aslıma
Aynalı martin yaptırdım kendi neslime

Hekimoğlu derler ufak bir uşak
Bir omuzdan bir omuza on arma fişek

Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu dediğin de aslan yürekli

Konaklar yaptırdım döşedemedim
Ünye Fatsa bir oldu da baş edemedim

Ünye Fatsa arası Ordu da kuruldu
Hekimoğlu dediğin o da vuruldu [124]

14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri
BİR OF ÇEKSEM
Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır
Bugün posta günü canım sıkılır

Ellerin mektubu gelmiş okunur
Benim yüreğime hançer sokulur

Bir of çeksem karşıki dağlar iniler
İflah etmez bu dert beni yeniler [125]

BURÇAK TARLASI
Sabahınan kalktım südü pişirdim
Südün köpüğünü yar yar yere taşırdım
Kaynanamdan korktum aklım şaşırdım
Ah ne yaman da zorumuş burçak tarlası
Burçak tarlasında yar yar gelin olması

Sabahınan kalktım ezan da sesi var
Ezan sesi değil burçak yası var
Sorun şu adamın kaç tarlası var
Bağlantı

Elimi salladım değdi dikene
İlahi kayınbaba ömrün tükene
İntizar ekerim burçak ekene
Bağlantı

Elimin kınasın ezdirmediler
Gözümün sürmesin süzdürmediler
Burçak tarlasında gezdirmediler
Bağlantı [126]

HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI
Hastane önünde incir ağacı annem ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı annem ilacı
Baştabib geliyor zehirden acı annem vay acı
Garip kaldım yüreğime derdoldu annem derdoldu
Ellerin vatanı bana yurdoldu annem yurdoldu

Mezarımı kazın bayıra düze annem vay düze
Yönünü çevirin sıladan yüze annem vay yüze
Benden selâm söylen sevdiğimize sevdiğimize
Bağlantı[127]

15. Gurbet ve Hasret Türküleri
KIŞLANIN ÖNÜNDE
Kışlanın önünde bir yeşil direk Çarşıdan aldım da el kadar astar
Çalınır çalgılar dayanmaz yürek Nerde güzel görsem kocası asker
Sılaya varmaya çok ömür gerek Beşikte yavrular babasın ister
Sılaya gel nazlı yarim sılaya Bağlantı

Sabahtan sabaha okunur ezan
Okumak bilemem okuyam yazam
Yaz mektup sevdiğim postaya bırak
Bağlantı [128]

HASRET TÜRKÜSÜ
Her zaman ağladım ben de burada İndiğin yere de dikersin direk
Ben ölürsem sen erersin murada Hey zalim gurbetlik koymadı yürek
Yavrular babasın ister sılada Türkiye değil ki yolunu bilek
Durma yarim durma gel sılamıza Bağlantı

Sarardı benzim de kalmadı kanım
Kalkmıyor gönlümden kederim gamım
Gurbet elde gezer o nazlı yarim
Bağlantı[129]

16. Meslek ve İş Türküleri
BERBER VER AYNAYI BAKAYIM
Berber ver aynaya bakayım Berber dükkânı kilidi
Üstüme güller takayım Akşamdan gelen kim idi
Güzel isen gel bakayım Vallahi berber değildi
Aman berber Bağlantı
Göğsü mermer
Yanağı aller
Dudağı baller of
Berber bayıldı Leylâ’m

Berber dükkânı bucakta Berber dükkânına vardım
Rakısı kaynar ocakta Sol kolumdan bir kan aldım
Berber güzeli sıcakta Neşteri gördüm bayıldım
Bağlantı Bağlantı[130]

ÇULHA TÜRKÜSÜ
Ayağımın altı çukur Donluğumun yüzü aktır
Makarası Kur’an okur Dokumanın kalbi paktır
Çulhalar Fatiha okur Çulhalara Fatiha haktır
Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık

Masaramda ip uzanır Çıkrığımın iği demir
Bilmeyen canlar özenir Eğirelim gınır gınır
Çulhalar altun kazanır Bu iş bize Hak’tan emir
Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık

Çıkrığımın alt direği
Üstüne yağar kırağı
Gözümün nazlı çırağı
Ne helâldir bu çulhalık [131]

17. Eşkıya Türküleri
ALİ EFE
Al’efe’nin evleri konağa yakın
Yağla martinini de Al’efem koluna takın
Kamalı geliyor kendini sakın
Al atı var kır atı var yol mu da dayanır
Kama yarasına da Al’efem can mı da dayanır

Kuyalanın altından eğildim geçtim
Sağ yanımdan vuruldum Al’efem sol yana düştüm
Ben bu eşkiyaliktan dünden aman vazgeçtim
Baglanti

Kuyalanin altinda inden aman evim var
Aliverin martinimi Al’efem benim kimim var
Soma kazasında aman benim yarim var
Bağlantı [132]

18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)
Bkz. Kitabımızın Ağıt bölümünün Ağıt-Türkü bahsi.

19. Ninniler ve Çocuk türküleri
Bkz. Kitabımızın Ninni bölümünün Ninni-Türkü bahsi.

20. Hapishane Türküleri
MUHPUSHANE HAVASI
Ne zalımdır mahpushane havası
Çocuklar ağlıyor ister babası
Adımıza verdiler idam cezası
Mahpushane seni yapan kör olsun
Kör olsun da ik’elleri kırılısın

Akşam olur firengiler vurulur
Gardiyanlar önümüze kurulur
Anama beni ziyaretten yorulur
Bağlantı[133]

HAPİSHANE İÇİNDE
Hapishane içinde yayılır kazlar
Bayramdan bayrama çalınır sazlar
Çok kışlar geçirdim gelmiyor yazlar
Düştüm ben bir zindana yanar döner ağlarım
Demir parmaklıklardan boyun büker ağlarım

Hapishane içinde bir mermer direk
Kimimiz yüzbirli kimimiz kürek
İdam cezasına dayanmaz yürek
Bağlantı

Hapishane içinde ötüşen kuşlar
Hayırdır inşallah gördüğüm düşler
Herkes sevdiğine canlar bağışlar
Bağlantı

Hapishane suyu içinden akar
Arkadaşlar gelmiş kapıdan bakar
Gardiyan darılır canımı yakar
Bağlantı

21. Mizahî Türküler
İSTANBUL’DAN GELİRKENE
İstanbul’dan gelirkene Sıçanın evleri var
Iras geldim sürüsüne Yer altında yolları var
Öldürdüm ben birisini Çıplak çıplak dölleri var
Davul çektim derisine Müflis olmuş fındık sıçan

Eline almış hızarı Sıçanımın alnı sarı
Beline sokmuş keseri Kavurmamı etti yarı
Çıkmış ambarın yukarı Pastımadan umma barı
Usta olmuş fındık sıçan Onu da umdun fındık sıçan

Duvara soktum parayı Sıçan kazan ağzı açar
Usandım arayı arayı İçinden yağlısın seçer
Çaldırdım yedi lirayı Karanfil biberi saçar
Kumar oynar bizim sıçan Aşçı m’oldun fındık sıçan

ÇEKİRGEM UÇAR GELİR
Çekirgem uçar gelir Çekirgemin kanadı
Kanadın açar gelir Kanı yere damladı
Dümbek de boylu çekirgem Dümbek de boylu çekirgem
Dalgalı yeşilim Dalgalı yeşilim
Ekini biçer gelir Arpa buğday komadı

Çekirgem geldi taşa
Yazılan gelir başa
Dümbek de boylu çekirgem
Dalgalı yeşilim
Düğünüm kaldı kışa [134]

22. Yergi Türküleri
Anonim nitelikteki mizahi türkülerin sayısı çok azdır. yaygın olarak bilinen pekçok türküler Gevherî, Dertli, Ruhsatî ve Seyranî gibi âşıklara aittir. Örnek olması bakımından biz bunlardan bir tanesini kaydediyoruz.
ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE
Telli sazdır bunun adı Venedik’ten gelir teli
Ne ayet dinler ne kadı Ardıç ağacından kolu
Bunu çalan anlar kendi Be Allah’ın sersem kulu
Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde

Abdest alsan aldın demez İçinde mi dışında mı
Namaz kılsan kıldın demez Burgusunun başında mı
Kadı gibi haram yemez Göğsünün nakışında mı
Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde

Dut ağacından teknesi DERTLİ gibi sarıksızdır
Kirişten bağlı perdesi Ayağı da çarıksızdır
Behey insanın teresi Boynuzu yok kuyruksuzdur
Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde[135]

23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler
Muhteva itibariyle tecrübe ve öğüdü yansıtan özellikte olduğu için yaşname, nefes, ilahi gibi dini nitelikli türkülerle yaşname ve feleğe sitem tarzında söylenmiş türküleri bu alana dahil edebiliriz. Yergi türkülerinde olduğu gibi pekçoğunun sahibi bellidir. Bir örnekle yetinelim.
YAŞ TÜRKÜSÜ
Mevlâ’m bir adama çocuk verince İkisinde sarhoş gibi dolaşır
Bahçede bitmiş bir fidana benzer Üç yaşında her nesneye uluşarı
Büyüyüp de bir yaşına girince Dört yaşında gördüğüne sataşır
Sanki kokulu güldana benzer Beş yaşında kaşlar kemana benzer

Altısında kendi söyler düşünü On yaşında gonca güldür açılır
Yedisinde değiştirir dişini On birinde ab-ı hayat saçılır
Sekizinde bahta koyar işini On ikide boyu beli seçilir
Dokuzunda taze bostana benzer On üçünde gözler mestana benzer

On dördünde güzelliğin bağıdır On sekizde belli eder ârını
On beşinde gören aklın dağıdır On dokuzda gözetir şikârını
On altıda yiğitliğin çağıdır Yirmisinde kendi bulur yarini
On yedide sanki ceylana benzer Zincirin koparmış aslana benzer

Yirmi beşte bıyıkları burulur Kırk yaşında gazel dökülür bağlar
Otuzunda akan sular durulur Kırk beşinde günahlarına ağlar
Otuz beşte günahları sorulur Ellisinde oğullara bel bağlar
Ateşe atılmış pervan a benzer Dağ başına çökmüş dumana benzer

Elli beşte sızı iner dizine Yetmişinde gördükleri düş olur
Altmışında duman çöker gözüne Yetmiş beşte artık çöker kış olur
Altmış beşte hiç bakılmaz yüzüne Sekseninde badem gözler yaş olur
Ahreti gözetir süphana benzer Yolunu yitirmiş kervana benzer

Seksen beşte artık beli bükülür Doksan beş yaşına girip aşınca
Biter ömrü takatı gücü sökülür Ölüm korkusu gelip yaklaşınca
Doksanında hep dişleri dökülür İnsanoğlu yüz yaşına varınca
Geldi geçti şimdi yalana benzer Sanki savrulmuş harmana benzer[136]

C. EZGİLERİNE GÖRE TÜRKÜLER

Ezgi ile türkü sözleri birbirini tamamlayan iki öğedir. Türkünün daha kalıcı olması ezginin varlığıyla mümkündür. Ezgiye güzellik sağlayan türkü sözleri, müzikte gaye değil araçtır. Melodinin daha rahat anlaşılmasına yardımcı olur. Bu bakımdan sözler ile melodi arasında bir uyumluluğun olması esastır. (Türk halk müziğinin en bariz özelliklerinden birisi; yapısında prozodinin yok denecek kadar az olmasıdır. Bu bakımdan prozodi, bir ezginin otantik değer kazanması gibi belirleyici bir özelliğe sahiptir.) Nitekim aynı ezgiye sahip olup ayrı bölgelerde değişik sözlerle söylenen şu türkü bunun en bariz örneğidir.
Cide:
Fatıma'm nnerden geliyon Bartın'dan
Ben de seni bilemiyom yandım şeker Fatıma
yanındaki kumandan
Tokat:
Ayşe'm nerden gelin Alan'dan
Ben de seni bilemedim yandım da ala gözlüm
yanındaki kocandan
Uşak:
Ayşe'm nerden geliyon Uşak'tan
Ben de seni bilemedim yandım çakır Ayşe'm
belindeki kuşaktan

Ezgisi aynı, sözleri kısmen farklı olan bu türkülerin yanında TRT Repertuarında, sözleri aynı fakat ezgileri farklı pekçok örneğin bulunduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekir.[137]
Türküler, melodi ile ilişkisi bakımından beş gruba ayrılır.
1. Meledik ritmle metin ritmi arasında tam bir uygunluk bulunan türküler. (Melodiyi meydana getiren her sesin altına bir tek hece düşer.)
2. Melodik ritmle metin ritmi arasında beraberlik bulunmayan türküler. (Kelimenin bazı heceleri, melodinin birden fazla sesine dağılır.)
3. Metnin aslında olmadığı halde melodinin bünyesi icabı, bilhassa ortalara eklenen metin dışı sözler taşıyan türküler.
4. Türkünün edebî formunu bozacak kadar geniş eklemeli türküler.
5. Tekrarlanan kelime veya cümle parçalarından meydana gelen türküler.[138]
Folklor değerlerimiz içinde türküler ayrı bir yere sahiptir. Çünkü insanımız inancını, duygusunu, içinde bulunduğu durumu, düşüncesini sanatlı bir yolla değerlendirirken, bunu en güzel şekilde türkü çerçevesinde gerçekleştirir.
Ruhi Su, türkülerin özelliklerine göre lied, arya ve resitatif karekter taşıdığı fikrindedir.[139]. Felâketleri, gurbeti, askerliği, ölümü,seferberliği, aşkı, kahramanlığı, tabiatı hülasa insanın içiçe olduğu bütün hadise, durum ve ortamları kendisine konu edinen türkünün bu özellikleri taşımasını tabii karşılamak gerekir.
Türküler ezgileri bakımından uzun havalar ve kırık havalar olmak üzere iki büyük kısımda değerlendirilmiştir.

A. Uzunhavalar : Usulsüz ezgilerdir. Bu ezgiler ölçü ve ritm bakımından serbest olmakla beraber, dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır. Yani söyleyen kişi belirli uslup ve avaz çerçevesinde zevk ve isteğine göre nağmeyi uzatıp kısaltabilir.
Avaz, Aydos, Beşiri, Bozlak, Çukuova, Dağbaşı, Divan, Eğin, Elezber, Garib, Gerali, Gurbet havası, Hoyrat, Hoyrat, İbrahimî, Kalenderî, Kayabaşı, Kerem*, Maya, Müstezad, Nevruzi, Tatyan, Türkmanî, Yol havası ve Yüksek hava diye adlandırılan parçalar ve bir kısım ağıt lar, kısmen yahut tamamiyle bu grupta mütalaa edilir. Uzunhavalar yörelere göre farklı usluplarda icra edilirler ve Avşar, ağzı, Azeri ağzı, Eğin ağzı, Erzurum ağzı, Harput ağzı, Kerkük ağzı gibi isimlerle anılırlar.

Uzunhavalar hakkında Muzaffer Sarısözen, Mahmut Ragıp Gazimihal, Halil Bedi Yönetken, Sadi Yaver Ataman, Ahmet Adnan Saygun, Nida Tüfekçi ve Mehmet A. Özbek gibi araştırmacılar çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Bütün bunları değerlendiren Süleyman Şenel, ileri sürülen görüşler çerçevesinde uzunhavaların esaslarını şöyle belirlemiştir:
1. Serbest ritmlidir (ölçüsüz, usulsüz, serbest ölçülü, serbest ağız, serbest tartımlı tabirleri yerine...)
2. Dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır.
3. Kelime ritmine uyan veya bir heceye bir not isabet eden Resitatif (Parlando reçitetivo) veya Parlando rubato tarzındadır.
4. Ritmli ezgilerle iç içe görülebilir.
a. Aralarında, baş ve sonlarında ölçülü saz kısımları, pasajlar olabilir.
Esasta kırık, fakat başta, arada usulsüz pasajlar olabilir.
5. Kuruluşu 2. maddeye uymakla birlikte sondaki müzik cümlesini asılı bırakan ve tekrarlanan (of, vah, oy oy) gibi terennüm katmalı olabilir vs.[140]

B. Kırık havalar : Ezgi yönünden usullü, yani ölçü ve ritmleri belli olan parçalardır.[141] Kırık havalar, yörelere göre şu isimlerle karşılanır: Ege bölgesi- zeybek, Marmara-Trakya Bölgesi, Giresun, Ordu- karşılama, Harput- şıkıltım, Isparta- datdiri, Konya- oturak, Trabzon, Rize, Hopa- horon, Urfa- kırık hava..

Yapılan önceki çalışmaların hemen hemen tamamını gözden geçiren Söleyman Şenel bu konuya daha geniş perpektiften bakar. Şenel musikimizi önce üç ana gruba ayırır:
1. Enstrümantal musiki (saz musikisi)
2. Vokal musikisi (sözlü musiki)
3. Vokal-enstrümantal musiki
Şenel, Türk Halk Musikisini, müzikal form açısından da teknik olarak yine üç grupta değerlendirir. Böylece daha önceki çalışmalarda gördüğümüz, uzun hava, kırık hava yaklaşımlarından farklı bir tutum sergiler.
1. Ritmli (usullü) Ezgiler : Kırık hava olarak bilinen ezgilerdir.
2. Serbest Ritmli Ezgiler : İster vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçim tamamen serbest bir ritmdedir.
3. Karışık (karma) Ritmli Ezgiler : Yine ister vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal-enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçimde ritmli ve serbest ritmli muhtelif bölümler vardır ve bu iki ritmik yapı ezgilerin muhtelif kısımlarında görülebilir.[142]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dessas.yetkinforum.com
 
BAHÇEDE BARIM KALDI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HERSEY BURDA :: MÜZİK TÜRLERİ :: TÜRKÜ-
Buraya geçin: