HERSEY BURDA

HERSEYİ BULABİLDECEĞİN TEK ADRES
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» free slot machines win cash
Çarş. Ağus. 03, 2011 3:57 am tarafından Misafir

» watch naruto hentai watch naruto hentai free
Çarş. Ağus. 03, 2011 3:52 am tarafından Misafir

» major fish oil
Salı Ağus. 02, 2011 10:26 pm tarafından Misafir

» hentai about hentai academy
Salı Ağus. 02, 2011 10:10 am tarafından Misafir

» гинекология ответы
Ptsi Ağus. 01, 2011 9:18 am tarafından Misafir

» x-Hack hack you
Ptsi Ağus. 01, 2011 8:00 am tarafından Misafir

» When the first Whirlpool Duet album was released in December 2001
Ptsi Ağus. 01, 2011 3:05 am tarafından Misafir

» women at work hentai online women at work hentai stream
Ptsi Ağus. 01, 2011 2:56 am tarafından Misafir

» facebook likes xb
Paz Tem. 31, 2011 9:22 am tarafından Misafir

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
HABERLER
Fikri Türkel köşe yazıları

Paylaş | 
 

 Fırsat Dönemi Geride Kaldı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 3361
KULLANICI PUANLARI : 9918
Kayıt tarihi : 16/05/10

MesajKonu: Fırsat Dönemi Geride Kaldı   Cuma Ekim 29, 2010 1:11 pm

Fırsat Dönemi Geride Kaldı
Rıza Kadılar, finans sektörünün yurtdışı konusunda en deneyimli profesyonel yöneticilerden biri. TEB’in Hollanda iştirakini oluşturan birkaç kişiden biriydi. Sabancı Holding’in Londra’daki bankacıl...

Rıza Kadılar, finans sektörünün yurtdışı konusunda en deneyimli profesyonel yöneticilerden biri. TEB’in Hollanda iştirakini oluşturan birkaç kişiden biriydi. Sabancı Holding’in Londra’daki bankacılık iştirakinde de 2003-2007 yılları arasında genel müdür vekilliği yaptı. Yine o dönemde Akbank’ın yurtdışındaki tüm iştiraklerinin yeniden yapılandırılmasında önemli bir sorumluluk üstlendi. Fransa’nın dev finans kuruluşu Natixis’in ülke direktörlüğü görevinde de bulundu. Son 2 yıldır da Natixis’in danışmanlık şirketi Pramex’in temsilcisi olarak çalışıyor. Yani Türkiye’de, Natixis Pramex’in başında o var.

Natixis Pramex, Türkiye’de ağırlıklı olarak enerji, ulaştırma ve telekomünikasyon gibi sektörlerde, şirket evliliklerinden finansman modellerinin oluşturulmasına kadar çeşitli konularda danışmanlık hizmeti veriyor.

Geçtiğimiz günlerde Kadılar’la bir araya geldik. Çeşitli konularda sohbet etme fırsatı bulduk. Dünya genelinde uluslararası iş imkanlarının kabuk değiştirdiğini söyleyen Kadılar, tüm ilginin enerjiye yoğunlaştığını kaydediyor, hemen ardından da ekliyor:

“Türkiye’deki en büyük enerji şirketlerinin bilançoları son yıllarda zarardaydı. Çünkü girdiler artmıştı. 90’ların sonunda, bu sektöre yatırım yapan birçok kişi aradığını bulamadı. Herkesin bir işe aynı anda girmesi tehlikeyi beraberinde getiriyor. Şu anda enerjiye yatırım modası var, ama bunlara da dikkat etmek gerekiyor.”

Kadılar’ın önümüzdeki döneme ilişkin de önemli saptamaları var. Herkesin nakit peşinde koşmasıyla birlikte dünyada likiditenin inanılmaz boyutlara ulaştığını belirtiyor.

“Bütün devletler, para basmaya varacak kadar likidite yarattı. Bu yılın ilk 6 ayında dünyadaki banka ve şirketlerin kendini finanse etmek için ihraç ettikleri kağıt, tarih boyunca hiçbir zaman bu seviyeye ulaşmadı. Bu likidite bütün dünyada aktif fiyatlarında dalgalanma yaratacak. Önümüzdeki 6 ay bütün aktif fiyatlarının yükseldiği bir dönem olabilir” diye konuşuyor.

Kimsenin hala önünü göremediği bu dönemde Kadılar’ın tavsiyesi ise Çin’i yakın markaja almak. “Bence bütün dünyada bakılması gereken Amerika ya da Avrupa değil. Krizin çıkışında işin rengini Çin belirleyecek. Çin’i dikkatli okumamız gerekiyor” diyor.

Krizin başından itibaren Türk şirketleri, yurtdışında fırsat arayışında olduklarına yönelik açıklamalar yapıyor. Ancak şu ana kadar bu yönde oluşan beklentiler karşılığını bulmadı. Kadılar’a göre ise artık fırsat dönemi geride kaldı. Kadılar bunun nedenini de şöyle açıklıyor: “Devletler devreye girdi, batan bankayı tuttu. Rusya’da bile dünya alüminyum devi iflas etti, devlet parayı koydu kredileri kapattı. O madenleri herkes alırdı ama kaptırmadılar. Kimse evdeki değerli mücevherlerini bedavaya kaptırmak istemedi.”

DİPLOMALI BİR YAŞAM KOÇU
Rıza Kadılar, çok yönlü bir yönetici. Hatta sadece yönetici değil, aynı zamanda akademisyen. Ağırlıklı olarak liderlik, bireysel gelişim, kişisel marka ve networking konularında eğitimler veriyor. Önümüzdeki dönemde Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nde ders verecek. Akademik hayattan zevk aldığını belirten Kadılar, “Bana değişik bir perspektif katıyor. Gençlerle olmanın dinamizmi var” diyor. Kadılar, sadece öğretmiyor sürekli öğreniyor. Son olarak yaşam ve yönetici koçluğu üzerine İngiltere’de Academy of Executive Coaching’de eğitim aldı. Bu sefer işin psikolojik boyutuna da girdiğini belirten Kadılar, “Bir yıla serpiştirilmiş 5 haftalık bir eğitimdi. Çok zevkli, renkli bir süreçten geçtim. Şimdi diplomamı aldım. Birkaç yılda bir böyle zor bir şey yapmayı seviyorum. Bunlar bana özgüven aşılıyor” diye konuşuyor.

“MÜŞTERİMİZİN MALİYETİNİ DÜŞÜNEREK İŞ YAPIYORUZ”
Özak Tekstil, 24 yıldır denim üretiyor. Türkiye’deki diğer tekstilciler gibi benzer aşamalardan geçti. Küçük atölyelerde faaliyete başladı. 90’larda ihracatla tanıştı. İlk dönem bavul ticareti ile yürüyen ihracatı zaman içinde büyüdü. 2000’li yıllarda ise Özak, dünya markalarının en önemli iş ortaklarından biri haline geldi. Bugün şirket üretiminin yüzde 99’unu Ripley, D&G, Armani, Calvin Klein, Guess ve Zara’nın da aralarında olduğu 25 dev marka için gerçekleştiriyor. Türkiye’deki denim ihracatının yüzde 5’ini tek başına yapıyor. Yılda 110 milyon dolarlık ciro elde ediyor.

Özak Tekstil’in patronu Ahmet Akbalık, bu noktaya rekabetle birlikte iş modellerini geliştirerek geldiklerini kaydediyor. Fasonda çok farklı bir döneme geçtiklerini belirten Akbalık, “Geçmişten gelen üretici mantığıyla hareket etmiyoruz. Üretim ve tasarımının yanında lojistik hizmeti de veriyoruz. Şu anda yapmış olduğumuz işle markayız. Bu durumda kimse bizi, Uzakdoğu’daki üretici ile aynı kefeye koymuyor. Çünkü onlar, 50 dolara insan çalıştırırken biz ortalama 1.500 dolara personel çalıştırıyoruz. Sadece tasarım bölümümüzde 130 kişi var. Verdiğimiz hizmet, yalnız üretim olsa bize gelmeleri için neden olmazdı” diye konuşuyor.

Kendi markasını yaratmayı şimdilik düşünmediğini belirten Akbalık, üretimden zarar görebileceği için yurtiçinde marka oluşturma girişiminde bulunmadığını söylüyor. “Ortalama fiyatlara baktığımızda, Türkiye’deki birçok perakende satış yapan şirketten daha çok kazanıyoruz. Ben 100 liraya satıyorsam perakendede 80 liraya satıyorlar. Çünkü bizim ürettiğimiz ürünün hem katma değeri yüksek hem alıcısı” diyor.

Şartlar zorlaştıkça Özak, kendisini yeniden konumlandırmaya devam ediyor. Son olarak lojistiği iş modellerine eklediklerini kaydeden Akbalık, bunu neden yaptıklarını da şöyle anlatıyor:

“Örneğin bir markanın 300 satış noktası var. Biz buradan malı toplu olarak göndermiyor, 300 satış noktasına bizzat dağıtımını yapıyoruz. Böylelikle müşterilerimizin maliyetini düşürüyoruz. Yarın öbür gün daha başka kavramlar da iş modelimize eklenebilir. Çünkü müşterinin karşısında vazgeçilmezi oynamak zorundayız.”

“İSTANBUL’DA YER ARIYORUZ”
Büyümek ve büyürken riski dağıtmak isteyen birçok tekstilci gibi Özak da birden fazla sektörde faaliyet gösteriyor. İnşaat, turizm ve enerji Özak’ın faaliyet gösterdiği diğer sektörler. Turizmde, 2007’de Antalya’da faaliyete giren 5 yıldızlı, 1.200 yatak kapasiteli Ela Quality oteliyle yer alıyor. Sektördeki performanslarının çok iyi olduğunu belirten Akbalık, şu anda İstanbul’da şehir otelciliğiyle ilgili yer arayışında olduklarını ifade ediyor. Akbalık, enerjide ise hidroelektrik ve güneşe yatırım yapmayı planlıyor.

Grup olarak 3 bin çalışan ve 300 milyon dolarlık bir ciroya ulaştıklarını söyleyen Akbalık, grubunun önümüzdeki dönem rotasını da şöyle paylaşıyor:

“Bu yıl tekstilde büyüme hedefi yok. Geçen yılı korumanın peşindeyiz. İnşaatta büyümeyi düşünüyoruz. Konut ve iş merkezi projeleri yapacağız. 5 yıl içinde enerji konusunda iyi bir açılım gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.”

“3 BİN KİŞİYİ EĞİTTİK”
İnşaat mühendisi olan Can Eren, 1999 yılında doğrama sistemleri üzerine çalışırken bu alanda dünya devi olan Schüco, kendisine bir iş teklifiyle geldi. Türkiye pazarına girmek isteyen şirket, birkaç proje için bir araya geldiği Eren’den Türkiye’deki yapılanmasını oluşturmasını istedi. Bu teklifi geri çevirmeyen Eren de Schüco’nun Türkiye’de ilk adımlarını atmasında önemli bir rol oynadı.

Yapı sektörünün çok yakından tanıdığı bir marka olan Schüco, alüminyum profillerine sistem kavramını getiren ilk şirket. Pencere doğrama, bina cepheleri ve saydam cam yüzeylerin taşıyıcı sistemlerini tasarlıyor. Almanya’da pazarın yüzde 70’ini elinde bulunduran şirket, dünya genelinde de alanında lider. Yıllık cirosu ise 3 milyar dolar.

10 yıl önce Türkiye’de sıfırdan işe başladıklarını belirten Eren, bugün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de şirketin, sektördeki liderlerden biri haline geldiğini söylüyor. Kuruldukları günden itibaren hızlı şekilde büyüdüklerini kaydeden Eren, “Ankara’da, İzmir’de ofislerimiz var. Organizasyonumuzu ülke çapına yaydık. Kadromuzu genişlettik. 100’ün üstünde şirketle ticaret yapıyoruz. Büyük yatırımcıların hepsi markamızı tanıyor. Anadolu kentlerinde apartman yapan bir müteahhit bile müşterimiz olsun olmasın bizden teklif alıyor. O tanınırlığa ulaşmak memnun edici” diyor.

Eren, bu noktaya gelirken sektörü de eğittiklerinin altını çiziyor. 10 yıllık dönemde üniversitelere gidip alüminyum sistemler üzerine seminerler ve dersler verdiklerini, şu ana kadar sektörde 3 bin kişiyi eğittiklerini söylüyor. Gelinen noktada Schüco, Türkiye sınırlarını da aşmış durumda. Şirket, Türkiye üzerinden Rusya, Azerbaycan ve Ortadoğu’da projeler gerçekleştiriyor. Eren, “Moskova’da Avrupa’nın en yüksek binasında Schüco sistemleri kullanıldı. Şu anda Moskova’da 500 metrelik kuleler yapılıyor. Onların büyük çoğunluğunu da yine Türkiye’den biz yaptık” diyor.

Schüco, Türkiye’de üretim de yapıyor. Bunun için gerçek bir mücadele verdiğini belirten Erden, ciddi miktarda satın almayı Türkiye’ye getirdiğini ifade ediyor. “Biz Schüco markasını Türkiye’de temsil ediyoruz, satıyoruz ama ürünleri Almanya’dan ithal etmiyoruz. Türkiye’de bir tedarikçi ağı oluşturmak için çaba sarf ettik. Artık burada Almanya standardında üretim yaptırıyoruz. Merkeze gönderiyoruz. Almanya’dan yaptığımız ithalattan daha fazla biz Almanya’ya ihracat yapıyoruz” diye konuşuyor.

Schüco, sadece alüminyum profil üretmiyor. Bunun yanında PVC doğrama ve güneş enerji sistemleri de üretiyor. Şu an dünyada en çok güneş enerjisi sistemlerinin büyüdüğünü belirten Eren, enerji yasasının Türkiye’de çıkmasıyla kendilerinin de bu alana yöneleceğini kaydediyor. “Eğer yasa çıkarsa, işimizin yüzde 90’ı güneş enerjisi olabilir” diyor.

ZEYTİNLİĞİNDE DİNLENİYOR
Eren’in çok sayıda hobisi var. Mağaracılık ve kampçılık bunların başında geliyor. Karadeniz tarafında dağ yürüyüşü yapmaktan büyük keyif alıyor. Ziraatla da ilgileniyor. Ayvalık’ta meyve ve zeytinlik bahçesi var. Şu anda en büyük hobisinin bu bahçeyle uğraşmak olduğunu belirten Eren, “Belki bedenen değil ama ruhen dinlendirici bir hobi. Gerçi bir süre sonra ipin ucu kaçıyor. Çünkü iş mantığıyla hareket etmeye başlıyorum” diyor.

MOBİLERA ÖNEY’LE HIZLI BÜYÜYECEK
Barış Öney ismine aşinalığım Deloitte’dan geliyor. Şirketin kurumsal finansman danışmanlığından sorumlu ortağı olarak görev alırken, şirket birleşme ve satın almalarıyla ilgili sık sık görüşlerine başvururdum. Kısa bir süre önce de görev değiştirdiğini öğrendim. Kendisi artık Mobilera Holding’in CEO’su. Hem yeni görevini hem görev değişikliğinin nedenini konuşmak için bir araya geldik.

Bu arada kısaca değinmek gerekirse Öney, Deloitte’dan önce Turkcell’de uluslararası iş geliştirmede, AB ve ABD ilişkilerinden sorumlu üst düzey yöneticilik yaptı. Yapı Kredi Yatırım Kurumsal Finansman Başkanlığı, TSKB Kurumsal Finansman Yöneticiliği ve P&G Mühendislik Departman Müdürlüğü ise onun kariyer yolculuğunda önemli birkaç basamaklardı.

Kurumsal finansmanın deneyimli ismi Öney’in, Mobilera Holding’de CEO’luğa geliş hikayesine gelince… Öney’le Mobilera’nın ilişkisi eskiye dayanıyor. Şirketin kurumsal finansman ayağında danışmanlığını da yapan Öney, en son Mobilera’nın Portekiz ve İngiliz private equity yatırımcılarıyla ortaklık kurmasında aktif bir rol üstlenmişti. Şirketin ortaklıkla birlikte kurumsallaşmayı benimsemesi, üst düzey yönetici ihtiyacını doğurdu. Bu arayışta, ilk adres ise Öney oldu. Teklifi nasıl kabul ettiğini Öney, şöyle anlatıyor:

“Mobilera’nın yurtiçinde ve yurtdışında büyütülmesine ve kurumsallaşmasına katkıda bulunmak üzere bu zorlu görevi kabul ettim. Yeni işlere atılmak, bilmediğim sularda kendimi bulmak, o işleri layıkıyla öğrenmek hayat boyu felsefem oldu.”

Mobilera, 2006 yılında Deloitte’un en hızlı büyüyen teknoloji şirketi ödülünü alınca yatırımcılar tarafından ilgi görmeye başladı. 2008’de gerçekleşen private equity ortaklığının ardından da dünya şirketi olma stratejisini benimsedi. Bugün şirket, çok sayıda telekom operatörüne, çok uluslu şirketlere ve medya ajanslarına teknolojik altyapısı ile birlikte interaktif pazarlama ve reklam hizmetleri sunuyor. Öney’den beklenen ise büyümeyi hızlı ve sağlıklı şekilde sürdürmesi.

Öney de göreve geldiği andan itibaren çok yoğun bir tempo içinde olduğunu söylüyor. “Son 6 aydır haftanın 6-7 günü 12 saat çalışıyorum” diyor. Yoğun tempo içinde gerçekleştirmeye çalıştığı hedeflerini de şöyle açıklıyor:

“Mobilera uluslararası şirket olma yolunda en büyük iki hamleyi şirkete private equity yatırımcı ve profesyonel bir CEO getirerek attı. Bunun yanı sıra yurtdışında büyüme hedefi şirketi, yabancı pazarlarda faaliyet göstermeye yönlendirdi. Yakın zamanda bu yolda çok daha ciddi yapılanmalar ve adımlar atmayı planlıyoruz. En az 10 ülkede faaliyet gösteren, her ülkede ofisleri olan, dünyada çok sayıda telekom operatörüne, çok uluslu kuruluşa hizmet sunan bir şirket olarak büyüyeceğiz. 5 yıl sonra üç haneli şirket değerlerine ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuşuyor.

PUL KOLEKSİYONU DEDEDEN KALMA
Öney, iş dışında TÜSİAD, DEİK ve Türk Amerikan İş Konseyi’de aktif görev alıyor. Haftada 4 gün spor yapıyor. İş dışında ise ailesi ve arkadaşlarına zaman ayırıyor. Fırsat buldukça hafta sonları yurtiçinde ve yurtdışında kısa seyahatlere gidiyor. Geniş bir müzik ve DVD koleksiyonuna sahip olduğunu belirten Öney, “60’lardan itibaren hemen hemen tüm hard rock ve klasik rock gruplarının CD’leri bende mevcut. Hepsini çok yakından takip ederim. Ayrıca dünyanın oluşumu ve antik döneme ait çok sayıda kitap okurum. Bu konularla ilgili tüm yazarları takip ederim. Bunun dışında 1923 yılından beri çok azı dışında tüm TC pul serilerine sahibim. Bu hobi, bana rahmetli dedemden kaldı, daha sonra babam devam ettirdi. Uzun yıllardır da ben takip ediyorum” diyor.

PERMAK ENERJİDE BÜYÜK OYNUYOR!
Permak Şirketler Grubu, çok fazla göz önünde olmadan ilerleyen bir grup. 30 yıllık bir geçmişe sahip olan Permak, makine sektörüyle ilk büyüme adımlarını attı. Sonra sırasıyla teknoloji ve tekstil sektörlerinde yatırım gerçekleştirdi. İnşaat sektörüne girişi de gelişiminde önemli rol oynadı.

Bugün Permak Şirketler Grubu, toplam 6 sektörde faaliyet gösteriyor. Bu sektörlerden 300 milyon dolarlık ciro elde ediyor. Grup gelirlerinin, yaklaşık yüzde 23’ünü makine, yüzde 21’ini inşaat, yüzde 18’ini teknoloji, yüzde 38’ini de tekstil, kimya ve enerji oluşturuyor.

Aile şirketi olan Permak Şirketler Grubu’nda yönetimde kurucu Selim Uyar var. Ancak ikinci kuşak Emir Uyar da yönetim kurulu üyeliğinin yanında iş geliştirmeden sorumlu yönetici olarak kritik bir sorumluluk taşıyor.

Geçtiğimiz günlerde tanışma fırsatı bulduğum Emir Uyar’la hem şirketlerini hem gündemlerini konuştum. Makine başta olmak üzere tekstil ve diğer sektörlerde doğrudan tüketiciyi ilgilendirmeyen işler yaptıklarını belirten Uyar, bu nedenle ön plana çıkmadıklarını söylüyor. Bu arada Permak, tekstilde konfeksiyon üretiminin yanı sıra fabrikalara, otellere ve ticari işletmelere tekstil kiralama ve yıkama hizmeti veriyor. İnşaat sektöründe ise üst sınıf rezidans, ofis ve alışveriş merkezi yatırımları gerçekleştiriyor. Hatta grubun en fazla adından söz ettiren projesi de İstanbul Etiler’de Kempinski Bellevue Projesi olmuştu.

Bugüne kadar makine, tekstil ve inşaatla büyüyen Permak’ın bugünlerdeki gözde sektörü ise enerji. Uyar da gündemlerindeki en sıcak konunun bu olduğunu söylüyor. Önümüzdeki yıllar için yatırım stratejilerini belirlediklerini ifade ettikten sonra şöyle devam ediyor:

“Buna göre tekstil sektöründe küçülürken enerji ve inşaatta büyüyeceğiz. Enerji sektörünün, grubun büyüme hedeflerini tutturabilmesinde büyük rol oynayacağını düşünüyorum. Enerji santral yatırımları gerçekleştiriyoruz. Rüzgar, hidroelektrik, jeotermal gibi ağırlıklı olarak yenilenebilir enerjilere odaklanacağız. İlk santrallerimizi 2010 yılında devreye alacağız. Enerji sektöründe büyük bir oyuncu olmayı hedefliyoruz.”

Toplam 6 sektörde, 6 farklı şirketi yöneten Uyar, önümüzdeki dönemde sektör sayısının artabileceğini de belirtiyor. “Bugünlerde gıda sektöründeki mağazacılık ve perakendecilik olanaklarını değerlendiriyoruz” diyor.

LİSANSLI OTOMOBİL YARIŞÇI
Uyar, iş dışı zamanlarda spora ve sosyal aktivitelere zaman ayırıyor. Haftada birkaç kez spor yapmanın, kendisini zihinsel olarak dinlendirdiğini ve iş hayatındaki performansını artırdığını söylüyor. Uyar’ın ilgilendiği spor dalları futbol, basketbol ve motor sporları. Lisanslı olarak yurtiçi ve yurtdışında otomobil yarışlarına da katılıyor. Motor sporlarının keyifli olduğu kadar zaman gerektiren bir alan olduğunu belirten Uyar, iş yoğunluğu sebebiyle son zamanlarda bu hobisine fazla zaman ayıramamaktan şikayetçi.


ESKİ RUGBY OYUNCUSU, ŞİMDİ 8,2 MİLYAR DOLARI YÖNETİYOR
Amway kozmetik, kişisel bakım, beslenme destek ürünleri, ev teknolojisi ve ev bakım ürünlerinden oluşan portföyüyle dünyanın en büyük doğrudan satış şirketlerinden biri. Bu yıl 50’nci yılını kutlayan şirket, 80’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. 13 bini aşkın çalışanı ve 3 milyondan fazla serbest girişimcisi ile yılda 8,2 milyar dolarlık bir ciro elde ediyor.

Bu dev yapının yönetimindeki isim ise Doug DeVos. DeVos eski bir rugby oyuncusu. Purdue İdari İlimler Fakültesi’nde okurken sıkı bir rugby oyuncusu olan DeVos, eğitimi sonrasında Amway’de yönetimi babasından devraldı. Göreve gelmesiyle de birbiri ardına başarılı işlere imza attı. Şirketin gelirlerinin yüzde 80’i ABD dışındaki ülkelerden elde edilen kazançlardan oluşuyor. Bunda da DeVos’un katkısı büyük. Çünkü DeVos şirketteki ilk yıllarında Amway’in Asya Pasifik’ten sorumlu kıdemli başkan yardımcısı olarak çalıştı. Bu görevinde şirketin Asya’daki faaliyetlerinden sorumlu olduğu gibi ayrıca satış ve pazarlama planının küresel yönetimini de üstleniyordu.

Liderliği sayesinde Asya bölgesi rekor satışa ve yüksek büyüme hızına ulaştı. Yani bugün Türkiye de dahil birçok şirkette Amway’ın gösterdiği yükselişte DeVos’un katkısı göz ardı edilemez boyutlarda.

Şirketin merkezi Michigan’da biraraya geldiğimiz DeVos, son yıllarda şirketin gösterdiği performanstan memnun. Doğrudan satışa dayalı iş modellerinin kendilerine sağlam bir büyüme getirdiğini belirtiyor. “Harika bir 50 yıl yaşadık ve önümüzdeki 50 yılın daha da iyi geçmesini bekliyoruz. Serbest girişimcilerimize güveniyoruz” diye konuşuyor.

Söz Türkiye’ye geldiğinde Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler için büyük bir örnek olduğunu söylüyor. “Türkiye’de büyüyoruz, var olan potansiyeli değerlendiriyoruz. Türkiye ekonomisi büyüdükçe biz de büyüyeceğiz. Önümüzdeki günlerde ben de Türkiye’ye gelip pazarı daha yakından tanıma fırsatı bulacağım. Çalışanlarla görüşüp, şirketin distribütörleriyle bir araya geleceğim” diyor.

114 MİLYAR DOLARLIK PAZAR
Tüm dünyada doğrudan satış sektörünün 114 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Doug DeVos, doğrudan satış sektörünün gelişmeye devam edeceğini düşünüyor. “Doğrudan satış kanıtlanmış ve kalıcı bir iş modeli. Pazarlara yenilikçi ürünler girmesine olanak veriyor. Üstelik kişilerin bir iş fırsatına ve yaşamlarını daha güzelleştirmelerine imkan sağlıyor. Bu sektörün gelişmeye devam edeceğine inanıyoruz. Sektör gelecekte de rekabetçi ve yenilikçi olmaya devam edecek” diye konuşuyor.




Kalıcılık, Futbol ve Şirketler
CXO Monitör
İnsanlar
Orta Sınıfın Kozmetik Devi
Media Pulse
Haber : Capital Online / 01 Ekim 2009 Perşembe
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dessas.yetkinforum.com
 
Fırsat Dönemi Geride Kaldı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HERSEY BURDA :: SORU - CEVAP - EN EŞKİ SÖZLÜK :: İŞ - EKONOMİNİN EN EKŞİ SORULARI-
Buraya geçin: