HERSEY BURDA

HERSEYİ BULABİLDECEĞİN TEK ADRES
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» free slot machines win cash
Çarş. Ağus. 03, 2011 3:57 am tarafından Misafir

» watch naruto hentai watch naruto hentai free
Çarş. Ağus. 03, 2011 3:52 am tarafından Misafir

» major fish oil
Salı Ağus. 02, 2011 10:26 pm tarafından Misafir

» hentai about hentai academy
Salı Ağus. 02, 2011 10:10 am tarafından Misafir

» гинекология ответы
Ptsi Ağus. 01, 2011 9:18 am tarafından Misafir

» x-Hack hack you
Ptsi Ağus. 01, 2011 8:00 am tarafından Misafir

» When the first Whirlpool Duet album was released in December 2001
Ptsi Ağus. 01, 2011 3:05 am tarafından Misafir

» women at work hentai online women at work hentai stream
Ptsi Ağus. 01, 2011 2:56 am tarafından Misafir

» facebook likes xb
Paz Tem. 31, 2011 9:22 am tarafından Misafir

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
HABERLER
Fikri Türkel köşe yazıları

Paylaş | 
 

 Pistte Ateşli, Trafikte Sakin Bir Sürücü

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 3361
KULLANICI PUANLARI : 9918
Kayıt tarihi : 16/05/10

MesajKonu: Pistte Ateşli, Trafikte Sakin Bir Sürücü   Cuma Ekim 29, 2010 12:14 pm

Pistte Ateşli, Trafikte Sakin Bir Sürücü
Üç yaşından bu yana arabalara ilgi duyan Avnet Genel Müdürü Cem Aşık, son iki yıldır profesyonel olarak otomobil yarışlarına katılıyor. Kendisini ‘çiçeği burnunda bir pilot’ olarak tanımlayan Aşık,...

Üç yaşından bu yana arabalara ilgi duyan Avnet Genel Müdürü Cem Aşık, son iki yıldır profesyonel olarak otomobil yarışlarına katılıyor. Kendisini ‘çiçeği burnunda bir pilot’ olarak tanımlayan Aşık, yarışmanın adeta bir meditasyon olduğunu söylüyor. “Tek bir şeye konsantre olup, onunla ilgili heyecan duyuyorsunuz. Adeta uzun bir tatil yapmış gibi kafayı boşaltan, dinlendiren bir uğraş. Ancak fiziki olarak da yorucu. Terliyor, su kaybediyorsunuz. Yarışınca trafikte daha sakin olduğumu gözlemliyorum ” diye konuşuyor.



Avnet Genel Müdürü Cem Aşık’ın otomobil tutkusu 3 yaşında başladı. Küçüklüğünde en sevdiği oyuncak arabalar oldu. Araba kullanmayı erken yaşlarda öğrenen Aşık, 2 yıl önce de otomobil yarışlarına katılma kararı aldı. Şu anda kendisini yaşı büyük olmasına karşın çiçeği burnunda bir pilot olarak tanımlıyor. Tehlikeli bir spor olarak algılanan motorsporlarına bu ilgisi ailesi tarafından da destekleniyor. Eşinin ve kızının kendisiyle birlikte yarışlara geldiğini ifade eden Aşık, annesine ise henüz bu durumu anlatamamış. “Annem tehlikeli bulduğu için bu sporu izleyemiyor” diyor.

Aşık için otomobil yarışları sadece bir hobi değil. Aynı zamanda ciddi bir meditasyon. Yarım saat boyunca başka hiçbir şey düşünmeden yarışlara konsantre olduğu için zihnen dinlendiğini söylüyor. Bu sporla ilgilenmenin kendisine diğer getirilerini de şu sözlerle ifade ediyor: “Hayatın içinde bir renk. Sosyal konuşma konusu da oluyor. Bir network sağlıyor.”

Avnet Genel Müdürü Cem Aşık, motorsporlarına duyduğu ilgiyi, bu hobinin kendisine ve yaşamına katkılarını anlattı.

- Motor yarışlarına olan tutkunuz ne zaman başladı?
Aslında bu tutkum 3 yaşımdayken başladı diyebilirim. Erkek çocuklarının çoğunda bu sevda oluyor ama bende biraz daha ileri seviyedeydi. Ben küçükken arabalar azdı. Dayımın arabasına binip, saatlerce içinde oynarmışım. Araba kullanmayı çok erken öğrendim. Arabası olan akrabalarımın kucağına oturur, Ankara’da araba kullanırdım. 18 yaşımı doldurur doldurmaz da ehliyetimi aldım. Merak vardı ama yarış başka bir şey. Türkiye’de bu konuda yol gösteren yok. O nedenle ancak 2 yıl önce yarışmaya başlayabildim. Tutkum hobi düzeyinde. Bir yaştan sonra şampiyon olabilmek pek mümkün değil. Dünya şampiyonları kariyerlerine 7 yaşında başlıyor ve bu işi meslek olarak yapıyor. Ciddi bir sponsor mekanizması olması gerekiyor. Pahalı bir spor. Sponsorluk için de medyanın işin içinde olması çok önemli. Türkiye’de maalesef bunlar yok. Bu nedenle büyük ölçüde kişisel hobi olarak yapılıyor.

- Motor sporlarına geç başladınız. Performansınızı sizce nasıl?
Aslında yaşım büyük ama nispeten çiçeği burnunda bir pilotum. Başlangıca göre iyiyim. Grubun içinde daha çok ortalarda derecelerim var. Gününe ve havaya göre değişebiliyor. Bazen daha iyi, bazen de daha kötü sonuçlar alabiliyoruz. Motor sporlarında siz her şeyi eksiksiz de yapsanız, arabanız bozulabilir, yarı yolda kalabilirsiniz. Grubun içinde teknisyenler var. Ama günün sonunda pilotun yolunda gitmeyen şeyleri hissedip söylemesi gerekiyor. Bir arabanın içinde on binlerce parça var. Herhangi bir zamanda bir şey bozulabiliyor. Yüzde 100 bilmek ve kestirmek mümkün değil. Tüm dikkatinize rağmen yarışma ortasında bir şey bozulabilir ve yarı yolda kalabilirsiniz. Bu risk her zaman var. Ya da mücadele esnasında lastiğin patlaması gibi bazı kötü olaylar da yaşanabilir ki, bu haftasonu başıma geldi.

- Motor sporlarının tehlikeli bir spor olduğu düşünülür. Aileniz bu durumu nasıl karşılıyor?
Karım ve kızım beni çok destekliyor. Hatta yarışlara birlikte gidiyoruz. Onların da sosyal hayatlarının bir parçası oluyor. Özellikle İzmir’deki yarışlara gelmeyi çok seviyorlar. Ama anneme daha anlatamadım. “Ben seyredemem” diyor.

- Yarışları kazanmak için yapılması gereken en önemli adımlar neler?
Yarışları kazanmanın yüzde 50’si işin teknik kısmıyla ilgilenmekten, pistin neler yapabileceğini, fizik parametrelerini anlamaktan, diğer yüzde 50’si de cesaretten geçiyor. Bunun bir dengede olması lazım. Aksi takdirde insanlar başarısız oluyor. Yani çok teknik olursanız sınırları yeterince zorlamayabiliyorsunuz. Her şey her zaman kağıt üzerinde çizildiği gibi değil. Çeşitli pozisyonlar oluyor ve o anda karar verip bir şey yapmanız lazım. Diğer taraftan da sırf cesur olursanız yarışların yarısını bitiremiyorsunuz. İkisinin dengesi çok önemli.

- Nasıl bir eğitim aldınız?
Formal ve informal eğitim aldım diyebilirim. Yetkili merkezler tarafından verilen temel bazı eğitimler var. Arada nasıl tam kapasiteyle fren yaparsın, engelden nasıl kaçarsın, burundan ya da arkadan kaydığında nasıl düzeltirsin gibi… Bunlar herkes için faydalı. Özellikle bahar ve kış aylarında yağmur yağdığında kazalar çok artıyor. Çok basit kurallar var ama bunları uygulamıyoruz. Trafikte bir sürü şey öğretmek gerekir. Kavşak tıkalıysa, ekstra şerit yaratarak sen de ekstra sıkıntı yaratma. Dünyada bir sürü şehir geziyoruz. İstanbul trafiği en kötü olan şehir değil, en kalabalık olan şehir de değil ama en kötü keşmekeş şehirlerden birisi. Bu tür eğitimler aldım. Hatta eşime de aldırdım. Biz Ömerli’de oturuyoruz. Şehrin dışına biraz çıktığımızda sabah sıfır derece ya da eksi 2 derece bir havada uyanmak mümkün. Öğle saatlerinde 18-20 derece oluyor. Bu tür şeyleri bilmek daha da önemli oluyor.

- Bu hobinize kadar zaman ayırıyorsunuz?
Yılda birkaç defa özel antrenmanlar oluyor. 2-3 gün hafta içinde çalışıyoruz. Onun dışında her şeyi hafta sonunda yapıyoruz. Ama tüm haftayı ayırıyoruz. Genelde yılda 6-7 hafta sonu oluyor. Profesyonel yarışçı olsaydık işin rengi değişirdi. Bizimki hobi düzeyinde. Hafta sonlarında sabahtan başlayıp antrenman, sıralama turu, yarış, sonra tekrar antrenman gibi bir sıralama oluyor.

- Motor sporları bir takım oyunu mu?
Pistte olan araba yarışı bireysel başarıların önde olduğu bir spor. Arka tarafı yani mutfak kısmı ise takım oyunu. Oradaki insanlarla uyum içinde çalışmak, ne olduğunu ne yaptıklarını anlamak ve yardımcı olmak gerekir. Ama ön tarafa çıktığınızda bireysel olarak karar vermek, risk almak, sonuçlarına katlanmak ya da taleplerde bulunmak durumundasınız. Koordineli oynamak zorunda olduğunuz bir basketbol, futbol gibi değil.

- Pistlerdeki rekabet ile iş dünyasındaki rekabet ortamı benzer özellikler taşıyor mu?
İnsanların rekabet etme şekli zaten hep benzerlik taşıyor. Yani küçük bir çocuğun rekabetine ya da duygularına baktığınızda yetişkin biriyle aynı rekabet duygusuna sahip olduğunu görüyorsunuz. Sadece çocuklar saklamıyor, yetişkinler ise saklamayı öğreniyor. Dolayısıyla bu yarışların da iş dünyasında olduğu gibi bir amacı ve kuralları var. Kuralları zorlayabilirsiniz. Kendi alacağınız kararlar ve riskler var. Dolayısıyla sonuçta kazanılacak şey; iş hayatındaki ödüllere ve tatmin duygusuna çok benziyor.

Bir sürü parametre var. Siz çok hızlı gidersiniz ama lastiğinizi o kadar eskitirsiniz ki belli bir zaman sonra birileri sizi geçebilir. Aynı şey iş hayatında da var. Belli bir süre bir şeyler yaparsınız, bir süre öne geçerseniz ama uzun süre devam ettiremezsiniz. Ya da çok korkak davranırsınız, çok büyük ataklar yapmadan ilerlersiniz. Bunlar çok benziyor.

“Pistler Trafikten Daha Güvenli”

Yarışmak Beni Sakinleştiriyor
Trafikte seyrederken motor sporlarındaki manevraları uygulamamak lazım. Yarışınca trafikte daha sakin olduğumu gözlemliyorum. Hız duygusuna ihtiyaç duyuyorsanız doğru yer pistler. Aslında günümüzdeki trafik pistlerden çok daha tehlikeli.

Yaralanma Riski Neredeyse Yok
Yarışlarda yaralanma riskimiz neredeyse hiç yok . Kurallar çok sıkı. Onlara birebir uymadan yarışmamıza izin vermiyorlar. Araba güvenlik standartları açısından normalde giymediğimiz kıyafetleri orada giyiyoruz.

Özel Ekipman Yarışçıyı Koruyor
Oradaki emniyet kemeriyle trafikte araba kullanmanız mümkün değil. Kıyafetler de öyle… Tulum ve kask kullanıyoruz. Dolayısıyla çok ciddi gözüken kazalarda bile arabanın içinden gayet rahat yürüyüp çıkabiliyorsunuz. Trafikte belirsizlik çok fazla. İnsanların bilgi, dikkat ve tecrübe düzeyleri çok değişik.

Trafikte Konsantre Olmak Daha Zor
Trafikte uzun süre otomobil kullanıldığı için insanların sürekli konsantre olması gibi bir şey söz konusu değil. Çoğu zaman başka bir şey düşünüyor olabiliyorlar. Dolayısıyla trafikte beklenmedik kazaların oluşma riski daha fazla.

Yarışırken Nelere Dikkat Etmeli?

Yüzde 100 Konsantre Olmalı
Yarışmanın en zor taraflarından biri yarıştığınız süre boyunca, yani 20-30 dakika boyunca yüzde 100 konsantre olmanız gerekiyor. Dünyada herhalde bu kadar konsantre olmanız gereken başka bir spor yok.

Bir Sonraki Adımı Planlamalı
Her şey çok hızlı gelişiyor. Bu nedenle sürekli bir şeyler yapmanız ve bir sonraki adımı kafanızda planlamanız önemli.

Her Şey Tam Ve Hızlı Olmalı
Bir saniye aklınıza başka bir şey gelip, ona doğru aklınız kayarsa kendinizi kötü bir durumda bulabilirsiniz. Yapmanız gereken şeyleri hızlı ve tam zamanında yapmanız lazım.

Fiziki Kondisyon Şart
İnsanlar ‘Araba kullanmak da spor mu’ diyor ama öyle değil. Fiziki olarak çok yorucu olmasına karşın kafa olarak çok dinlendiğinizi hissediyorsunuz.

Terleme ve Su Kaybına Dikkat
Genelde de bir hafta sonunda 3 kilo filan veriyorsunuz. Ciddi bir enerji harcatıyor. Tabi terliyorsunuz, su kaybediyorsunuz ama bayağı yorucu bir spor.

Yarışların Olumlu Sosyal Ve Psikolojik Etkileri Neler?

Motive Edici Bir Aktivite
En çok motivasyon için yapıyorum. Yarım saat boyunca başka hiçbir şeyi düşünemeyeceğiniz bir spor ya da iş yok. Buna bir taraftan meditasyon gibi bakabilirsiniz. Tek bir şeye konsantre olup onunla ilgili heyecan duyuyorsunuz. Uzun bir tatilin ardından kafayı boşaltmış gibi dinlendiren, ancak fiziki olarak da yoran bir uğraş.

Hayatın İçinde Bir Renk
Hayatın içinde bir renk. Önümüzdeki birkaç yıl bu spora olan tutkum devam eder. Sosyal konuşma konusu da oluyor. Yurtdışında motor sporları kültürün bir parçası olmuş durumda. İnsanlar resmen yarışmasa da günü birlik arabalarını alıp gidebilecekleri alanlar var.

Farklı Bir Network Sağlıyor
Bir network de sağlıyor. Yaptığı işten bağımsız olarak farklı ilgi konuları olan insanlar bir organizasyon yapabiliyor, fikir verebiliyor, başkalarına yol gösterebiliyor. Şirket sosyal bir ortam, iş de kişisel bir şey. Biz zamanımızın çoğunu iş arkadaşlarımızla geçiriyoruz.

Çok Kıymetli Bir Deneyim
O insanları teşvik etmemiz lazım. Bayilerle yoğun çalışan bir şirketiz. Zaman zaman hem eğitim hem promosyon amaçlı toplantılarımız oluyor. İnsanlar bu tür aktivitelerde yer almak istiyor. Hem unutulmaz bir gün oluyor hem yaşanılan duygunun parasal bir değeri yok.

İş Yaşantısı İle Yarış Pistlerinin 5 Ortak Özelliği

1. Doğru Strateji Belirlemek Önemli
İş hayatında da aynen hızlı akan bir sektörün içindeyim. Yüzde 100 kontrol edemediğimiz birçok şey oluyor. Doğru stratejileri belirlemek iş hayatında da bu hobi için de çok önemli.

2. Fırsatları Kaçırmamak Gerek
Her ikisinde de doğru yolda giderken fırsatları kaçırmamak gerekir. Pist yarışı biraz daha mükemmeliyetçilik üzerine kurulu.

3. Ufak Kazanımlarla Fark Yaratır
Çok ufak şeyleri doğru yaparak yarışları kazanırsınız. Ufak ufak kazanımlarla toplamda farkı yaratıyorsunuz. 15 arabaya yakın yarışıyoruz.

4. Sonucu Belirleyen Sadece 2 Saniye
Birinci ile sonuncu arasında sadece 2 saniye fark var. İş hayatında da ‘Tek bir şeyi iyi yaptım, turnayı gözünden vurdum bitti artık’ diye bir şey yok.

5. Tutarlılık Ve Süreklilik Şart
Tutarlılık ve süreklilik, doğru şeyleri yapıyor olmak çok önemli. Bunların toplamı sizi piyasada bir yere götürüyor. İnsanların şirkete karşı imajını ve pozisyonunu oluşturuyor.

Hande Yavuz
hyavuz@capital.com.tr




Liderlerin yeni yıl hesapları
"2010'da sepet yapın"
İŞ DÜNYASI YÖNETİCİLERİ
TEMİZLİK RAYINDA PROJESİ BAŞLIYOR
ROCK’N DARK YOLA ÇIKTI
Haber : Capital Online / 01 Aralık 2009 Salı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dessas.yetkinforum.com
 
Pistte Ateşli, Trafikte Sakin Bir Sürücü
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HERSEY BURDA :: SORU - CEVAP - EN EŞKİ SÖZLÜK :: İŞ - EKONOMİNİN EN EKŞİ SORULARI-
Buraya geçin: